Arşiv

Archive for the ‘Dini’ Category

Kumar ve Zararları

Temmuz 29, 2009 Bahadır Akdeniz 2 yorum

67d528f8a0_b

Yasak ve günâh olması bakımından içki ile kumar arasında hiç bir fark yoktur. Allah Teâlâ her ikisini de, aynı âyet-i kerime ile harâm kılmıştır: “Ey iman edenler, içki, kumar, putlar ve fal okları ancak şeytanın işlerinden birer pisliktir. Onun için siz bunlardan kaçının ki muradınıza eresiniz.” (el-Maide, 5/90). Oynayana kazanç veya zarar getiren her türlü şans oyunu kumardır. Kumar, haksız yere başkasının malını almak, bile bile ortaklaşa hırsızlık yapmaktır. Kumar, toplumsal bir felâkettir. Dinin şiddetle yasakladığı bu yıkıcı kötülüğün pekçok âileyi sefil ve perişan ettiği her zaman görülmektedir. Hırsın verdiği heyecan ile sabahlara kadar kumar masalarından ayrılmayanlar, orada, sağlıklarını, servetlerini, ahlâklarını ve vakitlerini bırakarak insanlıktan uzaklaşır; bir gün kazananlar başka bir gün kaybederler. Kumarda kaybedilen parada çoluk-çocuğun, fakirlerin hakkı vardır. Kazanılan para da meşrû değildir. Kumar yaygınlaştıkça toplumsal zararlar artar. Çalışmanın yerini tembellik alır. İş hayatında verim düşer. Kumar beraberinde içki, yalancılık, hırs, kin, intikam, cinayet gibi kötülükleri de getirir. Kumar âile hayatında düzensizliklere, anlaşmazlıklara, ihmallere sebep olur. Kumar yüzünden, dinini, namusunu, vatanını satan, her türlü kutsal değeri ayaklar altına alan pekçok kişi vardır. Kumar, içki gibi çok kısa bir zamanda alışkanlık hâline gelir. Bir daha ondan kurtulmak çok zor olur. Bunun için içki ve kumar alışkanlığı çok tehlikeli alışkanlıklardandır. Sonunda para kazanılan veya kaybedilen, zar, oyun kâğıtları, piyango, spor-toto, loto, müşterek bahis gibi her türlü şans oyunu kumardır. Bütün şans oyunları başlangıçta eğlenmek ve vakit geçirmek için oynanır. İnsan, kazandıkça kazanma zevki ve hırsı için oynar. Kaybettikçe, kayıplarını çıkarmak için yine oynar. Sonunda kumarbaz oluverir. Her şeyini kumarda kaybeden, nesi varsa satan ve kumara yatıran, bütün ömrü sefalet içinde geçen, karısını ve çocuklarını mahveden kumarbazların, başlangıçta kumara bir eğlence gözü ile baktıkları unutulmamalıdır. Sosyal bir âfet olan kumardan sakınmak kadar çevremizdeki insanları özellikle aile fertlerimizi de bundan korumak önemli bir görevdir. Kur’an’ı Kerimde âile bireylerinin zararlı kötü işlerden sakındırılıp, Allah ve rasûlünün istediği bir yaşantı için eğitilmesi görevi aile reislerine verilmektedir: “Ey iman edenler! Yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden kendinizi ve ailenizi koruyun. Ateşin başında sert ve şiddetli, Allah emrine karşı gelmeyen, verilen emirleri olduğu gibi yerine getiren melekler vardır ” (et-Tahrîm, 66/6). Tavla, satranç, dama, iskambil, tenis ve bilârdo gibi oyunların hepsi kumar amacıyla oynandığı ve bunlarla kazanç elde etmek istendiği takdirde, kumar hükmünde olduklarında şüphe yoktur. Hz. Peygamber’in tavlayı yasaklayan çeşitli hadisleri vardır: “Tavla oynayan, Allah’a ve Rasûlüne âsî olmuştur” (Ebû Dâvud, Edeb, 56; İbn Mâce, Edeb, 43; Mâlik, Muvatta’, 6; Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 394, 397, 400). “Tavla oynayıp, sonra kalkarak namaz kılanın durumu, irin ve domuz kanı ile abdest alıp, kalkarak namaz kılanın durumuna benzer” (Ahmed b. Hanbel, V, 370). İslâm hukukçularının çoğunluğu bu hadislerdeki genel yasaklamaya bakarak, kumar amacı olsun veya olmasın tavlanın caiz olmadığını söylemişlerdir. İbn el-Müseyyeb ve bazı bilginler ise, kumar amacı dışında tavla oynamanın haram olmadığı kanaatindedir. İskambil ve domino oyunları da tavla ile aynı niteliktedir. Arapça aslı “satranç” olan ve türkçeye “satranç” olarak geçen oyun ise sahâbe devrinde ortaya çıktığından, bu konuda Hz. Peygamber’den sağlam bir hadis intikal etmemiştir. Sahâbe ve tabiî bilginleri ile daha sonrakiler satrançla ilgili üç görüş öne sürmüşlerdir: Abdullah b. Abbas, Ebû Hüreyre, İbn Şirîn, Hişam b. Urve, Saîd b. el-Müseyyeb, Saîd b. el-Cübeyr gibi sahâbe ve tabii bilginlerine göre satranç oynamak mübahtır. İmam Şâfiî’ye göre, satranç tenzihen mekruh, Ebû Hanîfe, Mâlik ve Ahmed b. Hanbel’e göre ise haramdır. Satrancın bir şans oyunundan çok, bir zekâ oyunu ve beyin sporu özelliği dikkate alınarak, bir de hakkında kesin bir yasaklama hükmünun bulunmadığına bakılarak bu sonuca ulaşılmıştır. Ancak sahabenin bunu tavla’ya kıyas ettiği anlaşılmaktadır. Nitekim, Abdullah b. Ömer’den şöyle dediği nakledilir: “Satranç tavladan daha kötüdür.” Hz Ali’nin onu, kumar türünden saydığı belirtilir (İbn Kesîr, Tefsiru’l-Kur’âni’l-Azım, İstanbul 1985, III, 170). Diğer yandan Yahyâ b. Saîd’in, İmam Mâlik’ten şu sözleri işittiği nakledilir: “Satrançta hayır yoktur, satranç ve onun dışındaki diğer bâtıl kumar oyunlarını oynamak çirkindir (mekruh). İmam Mâlik bunları söylerken şu âyeti okuyordu: “Hakk’ın dışında sapıklıktan başka ne vardır”(Yûnus, 10/32; bk. Mâlik, Muvatta, Rü’yâ, 7). Dama da satranç benzeri bir oyundur. Tenis ve bilârdo oyunlarında ise spor hâkimdir. Meşrû olmayan başka unsurlar eklenmediği takdirde mübah olmaları gerekir. Sonuç olarak, kumar amacı olmaksızın sadece dinlenmek, eğlenmek ve zevk için oynanabilen oyunların da mübah olabilmesi için dört şart öngörülmüştür: Oyun; a. Namazın geçmesine veya gecikmesine yol açmamalı. b. Hiçbir menfaat beklememeli. c. Oyun sırasında dilini kötü ve boş sözlerden korumalı. d. Normal dinlenme ve eğlenme ölçülerini aşarak vakit israfına yol açmamalıdır.

NOT: ALINTIDIR

Categories: Dini

İslam’da Astroloji ve Kur’an-ı Kerim’de Burçlar

Kasım 1, 2008 Bahadır Akdeniz 13 yorum

ASTROLOJİNİN DOĞUŞU:

İlk peygamber olan Hz. Adem’den, son peygamber Hz. Muhammed’e kadar 124.000 peygamber gelmiştir. Allah, insanlara, doğru yolu göstermeleri, onların, kendi TEKliğini bilmeleri için gönderdiği peygamberlerin her birine, değişik konularda ilim hazineleri vermiştir.

Çok okuyan, kalemi bulan ve kalemle yazı yazabilen ilk peygamber olan İDRİS peygambere BURÇLAR İLMİ, verilmiş, kendisi de bunu genişletmiştir.

İdris peygamber almış olduğu vahye dayalı bir şekilde burçlar ve yıldızların, gerek insanlar, gerek yeryüzünde mevcut tüm birimler üzerindeki tesir ve önemini anlatmaya çalışmıştır.

Kısaca, Yıldız İlmi, veya Burçlar İlmi, İdris peygamberin mucizesi olup, daha sonra aynı çağda ilk defa Babiller tarafından, mevcut veriler ışığında düzenlenmiş ve genişletilmiştir.

Pek çok İslam düşünürü de, yıldızlar konusunu inceleyerek, varlığın var oluşunda burçların ve yıldızların rolünü, çeşitli kitaplarında anlatmışlardır. Ayrıca Kur’an-ı Kerimde yıldızlarla ilgili 60 küsur ayet vardır.

İslam Alim İmam Aziz bin Muhammed Nesefi “ZUBTEDİL HAKAİK” isimli eserinde “cisimler Alemin Mertebeleri “bölümünde anlatıyor:

” Malum olsun ki; Cenab-ı Hak Hazretleri cisimler alemini halketmek diledi. Önce dört zulmaniye nazar etti. Hemen bunlar eriyip cuşa geldi. Öz ve hülasasınsan Arş-ı Alayı yarattı, kalandan kürsiyi yarattı. Kalandan yedinci göğü yarattı, kalandan altıncı göğü, kalandan beşinci göğü, kalandan dördüncü göğü, kalandan üçüncü göğü, kalandan ikinci göğü, kalandan hava unsurlarını ( ay,yıldızlar, gezegenler v.s ), daha sonra su unsurlarını ve toprak unsurlarını yaratmıştır. Sonra maden, nebat, hayvan ve son olarak da insan meydana gelmiştir.”

İNSANIN OLUŞUMU:

Kuran-ı Kerim’de Al-i İmran suresi 60.cı ayette de şöyle buyrulmaktadır.

” O Allah’tır ki; rahimlerde sizi dilediği gibi şekillendiren o’dur. Kendisinden başka ilah olmayan o, Aziz ( mutlak güç ) ve Hakim’dir. ( hikmet sahibi )

BURÇLARI TANIYALIM:

Burçların her biri batinen ( özleri itibariyle ) Allah’ın “Esma-ül Hüsna”sının, yani yoplu olarak 99 olarak bilinen, güzel isimlerinin anlamlarının birleşimidir. Her bir burç 99 ismi ihtiva etmesine karşın, bunların farklı bileşimi ve her burçta belli isimlerin daha dominat olması nedeniyle, 12 burç değişik özellikler taşır.

Her burçta ağırlıklı olan isimlerden bazı örnekler:

KOÇ : Cabbar, Kaviy, Aziz, Vahid

BOĞA : Hasib, Metiyn, Hafıd

İKİZLER : Semi, Muid, Fettah, Rauf

YENGEÇ : Batın, Şekür, Müheymin, Hafız

ASLAN : Hayy, Evvel, Baki, Selam

BAŞAK : Basir, Muhsi, Melik

TERAZİ : Musavvir, Vedud, Mümin, Vahhab

AKREP : Kahhar, Muntakim, Mumit, Muktedir

YAY : Alim, Kabız, Gafur, Tevvab, Gani

OĞLAK : Sabur, Metiyn, Mani, Kadir

KOVA : Vasi, Kuddüs, Hakim, Mürid

BALIK : Halim, Latif, Mucib, Batın

—-

HZ. İDRİS (A.S)

Kur’an-ı Kerîm’de adı geçen peygamberlerden biri. Peygamberler silsilesinin ikinci halkasında bulunan İdris (a.s) Kur’an-ı Kerîm’de adı geçmeyen Şit (a.s)’den sonra peygamber olmuştur.

İdris (a.s) rivayetlere göre, beyaz tenli uzun boylu, geniş göğüslü, gür sakallı idi. Yürürken adımını kısa atar, önüne bakarak yürürdü. İlk kez astronomi ve hesap ilmini, geçmiş zamanların ilimlerini öğrenen İdris (a.s)’dır.

Hz. İdris kavmini putlara tapmaktan şeytana ve Kabiloğullarına tarafgir olmaktan alıkoymuş, kendisine inanan az bir toplulukla Kabiloğullarıyla savaşmış ve onların bir çoğunu esir almıştır (bk. İbnu’l-Esir, el-Kâmil, I, 62, 63). Hz. Peygamber (s.a.s) Mirac gecesinde semada Hz. İdris ile karşılaşmış, Cebrail (a.s)’a “bu kimdir” diye sormuş. Cebrail (a.s) “Bu İdris (a.s)’dır. Ona selam ver” deyince, Hz. Peygamber ona selâm vermiştir. Hz. İdris selama mukabele ederek “hoş geldin safa geldin salih kardeş salih peygamber” diyerek hayır dua etmiştir (Buhârı, Enbiyâ, 5).

Kur’an-ı Kerîm’de yer alan İdris (a.s) hakkında dört ayet-i kerime vardır. Bunlardan ilk ikisi şu şekildedir: “(Ey Muhammed)! Kitapta İdris’e dair söylediklerimizi de an. Çünkü o, dosdoğru bir peygamberdi. Onu yüce bir yere yükselttik” (Meryem, 19/56-57). İdris (a.s) hakkında nâzil olan diğer iki ayet-i kerime şu anlamdadır: “(Ey Muhammed)! İsmail, İdris, Zü’l-kifl hakkında anlattığımızı da an; onların her biri sabredenlerdendi. Onları rahmetimize kattık. Doğrusu onlar iyilerdendi” (el-Enbiyâ, 21 /85-86).

İdris (a.s) hakkında indirilen bu ayetlerden onun; peygamber, dosdoğru, yüce bir mevkie yükseltilmiş, sabırlı, Allah’ın rahmetine kavuşmuş ve iyilerden olmak gibi niteliklere sahip olduğu görülmektedir.

İdris (a.s)’e otuz sahife indirilmiştir. Rivayete göre, ilk defa yazı yazan ve elbise dikip giyen odur. Ondan önce insanlar, hayvan derisi giyerlerdi. Ayrıca üçyüz altmış sene ömür sürdüğü de söylenmektedir. İdris (a.s)’e göklerin sırları açılmış olup Allah Teâlâ onu diri olarak göğe kaldırmıştır (Fif Abdu’l-Fettah Tabbar Me’al-Enbiyâ, I, 842).

Mefail HIZLI

—-

BURÇLARLA ILGILI AYETLER

* Hakikaten biz, gökte BURÇLAR yarattik. Ve temasa edenler için süsledik.
(Hicr/16)

* Gökte BURÇLAR yaratan ve onlarin içinde bir kandil ve nurlu bir ay yaratan Allah’in sani ne yücedir!
(Fürkan/61)

* Günes Ay’a yetisemez. Gece de gündüzü geçemez. Hepsi birer felekte yüzerler.
(Yasin/40)

* Allah, gökleri ve yeri HAK olarak yaratti. Bunda müminler için ibret vardir.
(Ankebut/44)

* Göklerde ve yerde olanlarin tamami O’nun dur. Hepsi o’na boyun egicidirler.
(Rum/26)

* Gece, gündüz, günes ve ay Allah’in kudretine dalalet eden ayetlerindendir. Siz, Günes’e ve Ay’a secde etmeyin. Onlari yaratan Allah’a secde edin.
(Fussulet/37)

* Biz gökleri yeri ve aralarindakileri eglence ve bos yere yaratmadik. Biz onlari ancak Hak ile yarattik. Fakat onlarin çogu bunu bilmezler.
(Dühan/38-39)

* O göklerde ve yerdekilerin tamamini, kendi tarafindan sizin hizmetinize verdi. Bunda tefekkür eden bir kavim için ayetler ve ibretler vardir.
(Casiye/13)

* Biz, yeri, gögü ve aralarindaki seyleri kafirlerin zannettikleri gibi abes ve batil, bos yere yaratmadik.
(Sat/27)

* Ve size geceyi, gündüzü, Günes’i, Ay’i ve yildizlari musahhar kildi. Bütün bunlar O’nun emrine boyun egmislerdir. Bunlarin her birinde akil kullanacak bir kavim için alametler vardir.
(Nahl/12)

* Gökten yere kadar bütün dünya islerini o tedbir eder.
(Secde/ 5)

* Allah gökleri ve yeri ve ikisinin arasinda bulunan seyleri ancak Hakki yerlestirmek için ve muayyen bir müddetle yaratti.
(Rum/8)

* Görmez misin ki, Allah, göklerde ve yerde olan seyleri hep sizin menfaatinize musahhar kildi. Üzerinize açik ve gizli olarak birçok nimetleri tamamladi.
(Lokman/20)

* Gece ile gündüzün birbiri ardinca gelmesinde, Allah’in göklerde ve yerde yarattigi seylerde muttaki kavim için özel ayetler vardir.
(Yunus/6)

* Göklerde ve yerde nice ayetler vardir ki onlar, o alametlerin üstüne basip geçerler ve onlardan yüz çevirirler.
(Yusuf/150)

* Üstünüze yedi saglam gögü bina ettik. Oraya parlayan bir kandil astik.
(Nebe/13)

* Biz dünya semasini yildiz ziynetleri ile süsledik. Ve onlari azgin seytanlardan koruduk.
(Saffat/6-7)

* Yeryüzünde veya nefislerinizde siz isabet eden bir olay, bizim onu yaratmamizdan evvel, mutlaka bir kitap da yazilmistir. Bunu, önceden mukadder ve yazili oldugunu bilip, elinizden çikan seylerden dolayi üzülmemeniz ve elinize giren ile de sevinip simarmaniz için , açikliyoruz Allah, dünyalikla böbürleneni sevmez.
(Hadid/ 22-23)

—–

ALINTIDIR

Categories: Astroloji, Dini